5 Ağustos 2015 Çarşamba

Schneijder ve Podolski ikilisi ; bu sene yılın ikilisi olabilir...

Sezon başlamadan en karlı takım kim derseniz Beşiktaş derim.Demba ba ve Atınç transferlerinden gayet güzel kazanımlar elde ettiği gibi eski oyuncusu Q7 yi de getiriverdi.Quaresma bir dönem Beşiktaş ta oynayan tüm Portekizliler içerisinde en çok mücadele eden 1-2 oyuncudan biriydi. Bu sene fazla açılmıyorlar ama görev adamları ile nokta transferler yapıyorlar. Galatasaray ' ın Uefa şampiyonu olduğu sene kadrosunda ki yıldız isim azlığı ne başarıları engelleyebildi ne de tarih yazılmasını.. O seneki motivasyon,kondüsyon ve inanç bir çok şeyden daha üstündü.Daha sonra bunu deneyen takım içi arkadaşlığı pek çok şeyin üstünde gören anlayış ile savaşan Bursaspor,Gençlerbirliği ve Zico döneminde ki Fenerbahçe ilgi çekici başarılar elde ettiler. Yıldız isimleri getirebilirsin ama en önemlisi her zaman takım halinde yıldız olmaktır. Eğer yıldız isimleri getirmekle başarı elde ediliyor olsaydı Trabzonspor geçen sene çok daha iyi bir yerde ligi bitirebilirdi


Ne Waris ne Yatabare ne de Cardozo merhem olamadı gol sorununa. Bu sene almış oldukları Mbia ve Cavanda ile iddialı olduklarını gösterdiler.Ancak kariyeri başarılarla dolu oyuncuların doydukları andan sonra ne kadar verimli olabilecekleri tartışılır. Her zaman genç ve başarıya aç sporcuları ülkeye getirmek lazım tartışmasız. Genelde düşük bütçeli takımlar bunu yaparken Fenerbahçe gibi yüksek bütçeli takımlar tam tersini yapıyor.Bu sene onların en iyi transferi Fernandao gibi gözüküyor. Rvp elbette katkı sunacak takıma. Nani orta sahaya belki de Alex den sonra alınan en iyi isim. Diego ' nun geçen sezon ki performansı düşünüldüğünde neden bu sene de takımda tutulduğu anlaşılıyor aslında. Galatasaray ' ın aldığı Podolski ise her açıdan 3-4 yabancı oyuncuya eş değer.. Çalışkan,mevkisinde güvenilir,yenilgiyi kabul etmeyen ve yetenekli bir adam. Galatasaray ' ın oyun içerisinde ki hızını ve direncini mutlaka yükselticek. Eğer ki kaliteli bir santrafor daha alabilirler se Wesley, ve Podolski gibi çok yönlü oyuncuları ile Avrupa da daha net başarılar arıyabilirler..

8 Haziran 2015 Pazartesi

Neden Möller's....

Balık yağı denilince tek marka duydum şimdiye kadar..Sanırım en çok tercih edilen markalardan bir tanesi oldukları için..Türkiye nin her yerinde temini kolay,besleyici ve standartları çok yüksek bir ürün.. Möller’s Cod Liver Oil Lezzeti ve kalitesi ile International Taste & Quality Institute (Uluslararası Lezzet ve Kalite Enstitüsü) tarafından ödüllendirilmiştir. Kimyasal (yapay) aroma, şeker ve tatlandırıcı içermez. Kullanımı kolaydır. “Moleküler distilasyon” yöntemiyle arındırılarak saflaştırılmış, yüksek kalite, saflık ve tazelikte korunmaktadır. Norveç’in Atlantik kıyılarında yaşayan yabani kuzey kutbu morina balığından elde edilmektedir. 250 ml.’lik cam şişede sunulmaktadır. Möller’s üretici firması olan Axellus, Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA pazarlarının sorumluluğunu, gelişmesini ve devamlılığını üstlenmiş, halkın eğitimini ve güvenliğini destekleyen, iş etiği ve ürün kalite standartlarını oluşturan GOED’in (Global Organization for EPA and DHA Omega-3s) bir üyesidir. 160 yaşında olduğunu öğrenince ne kadar köklü bir marka olduklarını daha iyi gördüm.Balık yağı tüketen insanların vücutlarına ne kadar iyi baktıkları anlaşılınca ne kadar faydalı bir ürün olduğu aşikar.. Möller’s Omega 3 dünyada 160 yıldır üretimi yapılan TEK Omega-3 ürünüdür. 1854 yılında Norveçli Eczacı Peter Möller tarafından üretilmiş ve dünyada Omega 3 alanında üretilen ilk markalaşmış üründür. Möller’s Omega 3 günümüzde İskandinav bölgesinin (Norveç, Danimarka, İsveç, Finlandiya, İzlanda, Grönland) Omega-3 alanındaki en büyük gıda takviyesi markasıdır.

10 Aralık 2013 Salı

mancini ye şans verdik mi şimdi..

Bir kere bu gerçekten kabak tadı vermeye başladı.Spor programlarının bir çoğunda 4 büyükler haricinde hiç bir takıma yer verilmiyor.İstisnaları saymadan lafa girersek 4 büyükler haricinde ki takımların da milyonlarca taraftarı var.Elbette büyük takımlar daha fazla konuşulmalı,daha fazla dakika almalı.Ama diğer takımlardan bahsetmemek,programları sadece dört büyükler ile açıp kapamak biraz tuhaf olmuyor mu ? Futbolun gelişmesi için bu işe yatırım yapan tüm klüpleri tanıtmak lazım,anlatmak lazım,Vizyonlarını,misyonlarını,harcanan emekleri göstermek lazım.Özetle takımının maçını izlemek her futbolseverin hakkı... Şimdi gelelim Galatasaray ' a ..Bu takımın teknik patronu Mancinidir.Mancini de iş disiplini olan kaliteli,ligimize de ilerde çok daha fazla katkıları olacak bir teknik adam. Ancak sürekli olarak Galatasaray da saha da oynanan futbol dışında ne varsa gündeme getirilmeye çalışılıyor.Bir klübü eleştirmek hele ki Galatasaray gibi bir klübü şu an için lig devam ederken,ortada bir başarısızlık da yokken bu kadar eleştirmek doğru mu.Bu şekilde başarısızlık olursa şaşırmayalım. Yardımcı antrenöründen,futbol şubesine,drogbasın dan antrenörüne bu takıma bir şans verelim. Türkiye liginde büyük gözüken farklar kaş ile göz arasında kapanır. Çünkü istikrarı yakalamanın eskisi kadar kolay olmadığı bir futbol ligi izliyoruz. Fenerbahçe takım içerisinde oluşan atmosferle ümit verse de küçük maçlara yeterince konsantre olamadığı düşünülürse ligin sonuna kadar çok zorlanacak gibi gözüküyor.Beşiktaş ve Trabzonspor için ise bu sene de şimdilik seneye hazırlık olacak gibi...

fenerbahçe kağıt üzerinde..

Fenerbahçe kağıt üzerinde şanslı,Uzun zamandır kendi evlerinde ezeli rakiplerine maç vermiyorlar.Ancak bir de madalyonun farklı bir tarafı var.Galatadaray bu maçı kaybederse puan farkı hakikaten çok açılacak.Ve bu farkı açan Fenerbahçe de asla bu farkın kapanmasına müsade etmez. Mancini gerçekten çok iyi bir antrenör.Kopenhag maçında takımın kaybettiğine bakmayın.Aynı Kopenhag evinde Juventus tan da puan aldı.Gelen gideni aratır derler ama Mancini takımına iyi hükmediyor.Brumanın yeteneklerini ortaya çıkarmak için sorumluluk veriyor.Drogba dan bir lider gibi yararlanıyor.Sneijder ' in performansı ise yüzde 90 artmış durumda.Adeta kendine gelmiş gibi bir zamanların efsane İnterlisi.. Bu maçta orta saha kilidi açar.Orta sahayı kalabalık tutan,defansı ile uyumu iyi olan taraf rahatlıkla sonuca gider.İki takımın defansında özellikle uzun toplarda çok fazla açık veren defanslar.Bunda hem fazla kendine güvenin hem de yeni oyuncuların takıma katılımı etkili olabilir. Türk futbolunun genelde 2 tane handikapı vardır.Kafa toplarında savunma önlemlerini alma da ve takım atağa çıktığında Kontaratağa yakalanmada hep hazırlıksızdırlar. Yarın derbinin kilit oyuncusu Bruma olabilir.Hakikaten çok yetenekli.Fatih terim ' i bu yüzden bile kutlamak lazım. Fenerbahçe şanslı gözükse de beraberlik hariç her sonuç çıkar gözüküyor.

9 Kasım 2013 Cumartesi

Çare Drogba mı ???

Milli takım Hollanda karşısında gerçekten çok kötü bir futbol ortaya koydu. Arda ve belki oyuna sonradan giren Gökhan Töre ve Olcay hariç diğer oyuncularda tempo,yorgunluk ve motivasyon sorunları hakimdi.

Hollanda yı iyi incelemek gerek.Wan Gaal 19,20 yaşında ki çocukları Robben,Sneijder ,Wan persie gibi oyuncuların arasına serpiştirmiş.Hele bir kaleciler var ki.Suratı adeta ergenliğe yeni adım atmış gibi.Ancak oyun disiplininden kopmayan,herkesin görevinin belli olduğu bir takım.Koşuyorlar,mücadele ediyorlar,Disiplinli ve çalışkanlar.

Hatalarımız Çoktu.Robben ' in bu takımın yarısından fazlası olduğu belli iken neden önlem alamadık.Eski Beşiktaşlı '' takoz '' Recep Çetin gibi bir defans oyuncusu bulup ta dikemedik mi başına. Bu adamı ancak iyi bir marke ve önden alarak dizginlersin.Tatlı sert oynayacaksın.Ayrıca defansında ani gelişen ataklarda kademe hataları yapmayacaksın.

Bizim takımımız yan toplarla hollanda nın blok savunmasına karşı sadece bir süre topla oynayıp pas hataları yapmakla geçirdi zamanını.Belki Hollanda da topla fazla oynadık dönem dönem.Ancak kaleye şut atmaktan çekinen ve en önemlisi kaleye direk gitmek konusunda sıkıntılar yaşayan bir takım daha fazla ne yapabilirdi ki..

Bu takımda revizyon şart. Hem de 1 numarasından forvetine kadar..Nokta değişiklikler lazım.Bizim rakibimiz Estonya,Macaristan gibi takımlar değil ki. Hollanda...Bu sene elimizden kaçtılar..Bir daha kaçırmayalım.

24 Eylül 2013 Salı

Teşekkürler..

Bloğum 75.000 izleyici sayısına ulaştı.Şimdiye kadar destekleyen herkese teşekkürler...Nice 75.000 lere diyelim..

Neden değil biliyormusunuz ?

Öncelikle söyleyelim. Galatasaray ; şartlar ne olursa Real Madrid ten kendi evinde 6 tane gol yiyecek bir takım değil ;
Neden değil biliyormusunuz ? Futbol da bir geleneğin takımı,bir ekol Galatasaray...
Beşiktaş seneler evvel Liverpool ile oynarken de yediği 8 tane gol sonrası farklı bir yorum yapmak olanaksızdı.Çünkü o gün Beşiktaşlı oyuncular belirli bir zamandan sonra sadece rakibi izlediler ,ve istedikleri gibi oynamasına olanak verdiler.Yoksa zaten bu skor gelmezdi o gün...
Futbolda takım olmanın en önemli şartı mücadeledir.2 takım da sahaya onbir kişi çıktığına göre,rakip te bizim futbolcularımız gibi insan olduğuna göre önlemlerini baştan rakibe gereken saygıyı vererek alacaksın.

 Real Madrid in açık futbola ne kadar elverişli olduğu,fizik ve teknik kapasitesinin galatasaray dan ne kadar üstün olduğu ortada.Ancak bunu tek bir farkla kapatırsın '' mücadele ''
Fatih terim gerçekten Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en büyük antrenör. Maç sonrası açıklamalarında tatlı sert satır arası mesajlar veriyor.Evet bu müsabakalar da hata yapma lüksü yok,Ancak rakibe boş alan bırakacak şekilde defansta Benzema ve Ronaldo ' nun başına adam dikmeden,geri dörtlüyü ceza sahasının dışarısında oyunu okutma lüksü de yok. Bence bu maç futbolun en önemli gerçeklerini  hatırlatan bir maç oldu. En az rakibin kadar mücadele et,En az onlar kadar yardımlaş...
Real Madrit ' in çabuk orta sahasına geri dörtlü destekli pres gerekiyordu. Çünkü önce onları durdurmak önemliydi.Galatasaray ' ın bulduğu pozisyonların önemi yok..Ama bu skor hiç unutulamayacak..